Allah’a Hamd Olsun Kardeşimizi Ziyaret Ettik
Allah’a Hamd Olsun Kardeşimizi Ziyaret Ettik
Bu yazı kez okundu.
24 Nisan 2013 13:47 tarihinde eklendi
Etiketler :

Allaha hamdolsun kardeşimizi ziyaret ettik

4-C9C805AF-172816-480   4-E8E5779F-151356-480

Bolu Çaydurt jandarma karakolunda askerliğini yapan Halil kardeşimizi ziyaret ettik. 3 saatlik yoğun ve macera dolu arayışımız sonrasında Halil kardeşimizi bulduk. Daha sonra duygu dolu anlar yaşadık. Beni ve yol arkadaşım kardeşim Tahayı karşısında gören askerimiz ‘Ömer hocam nerdeyse ağladım ağlayacağım’ sözüne karşılık ben ‘Halil sakın yapma inan bende ağlarım’ sözleriyle devam etti. Komutanlar ve askerler bizi gayet hoş karşıladılar. Allah hepsinden razı olsun. Üç dört saatlik ziyaretimiz içerisinde gayet  misafir perver davranan Halil kardeşimizin çayını,dondurmasını ve hatta inanmazsınız tostunu bile yedikJ.  Her anıyla güzel bir gündü.

Hem bizim için hem de Halil kardeşimiz için zor olsa da mecburen ayrıldık. Buradan Halil kardeşimizin  dostlara selamını iletmeyi kendime bir borç bilirim.

 

 

 

Benzer yazılar
Yazar
Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yap

Prensiplerimiz
(KAN AĞLAYAN İSLAM ÜMMETİ VE ORTADOĞU)
Yüzyıllardır değişmeyen fotoğrafın adıdır Ortadoğu. Birçok medeniyeti, mezhebi ve meşrebi üzerinde misafir eden Ortadoğu, o günden bugüne hep ölümler ve savaşları ile bilinir\tanınır. Ortadoğu, İslam ümmetinin ne halde olduğunun kısa bir özetidir. İslam ümmetinin özelikle de Peygamber efendimizin vefatından sonra baş gösteren bölünme, öldürme ve fitne bugüne kadar devam etmiş (bu gidişat ile) devam edecektir. Yüzyıllardır devam edip gelen pür halimiz, kendisi ile beraber neden, niçin ve nasıl sorularını da beraberinde getirmiştir. Bu halde oluşumuzun nedenlerinin temelinde, inancımızdaki samimiliğimizi sorgulamamızla beraber, dış ve iç etkenler diye ikiye ayırabilmemiz mümkün. A) Dış etkenler: 1- Müslüman halkların yaşadığı toprakların (yer altı\yerüstü) verimliliği; emperyalist ve zengin Ülkelerin iştahını kabartmıştır. Örneğin; Ortadoğu’da yatan petrol ve doğal gaz rafinelerinin yanında, Afrika’da Elmas gibi paha biçilmez taşların yoğunlukla bulunması gibi. Sadece bu iki örnek bile özelikle batılı ülkelerin (ABD ve AB) bu toprakları demokrasi adına işgal edip sömürmelerine yetecektir. 2- Dünyada İslam inancına olan rağbetin batılı güç ve inançları korkutması da farklı bir neden olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunun içindir ki barış, adalet ve huzur dini olan İslam’ı insanların nezdinde terör, barbar, bedevi ve kadın düşmanı olarak lanse etmeye gayret ediyorlar. Birçok komplo ve kumpaslar düzenleyerek hedeflerine ulaşmaya çalışıyorlar. Bu kumpas ve komploları hayata geçirirken gerekirse kendi halkına da acımadan kıyabilmekteler. B) İç etkenler: 1- Ümmettin\Ortadoğu’nun bu halde olmasının en önemli nedeni Müslüman halkların Kuran merkezli düşünmemesidir. Kuranın hayatlarına müdahale edilmesini istemeyen Müslümanlar, bunun yerine birçok beşeri fikirleri yerleştirmişlerdir. Ve sonucunda ise bir türlü bir araya (ümmet) gelemeyen Müslüman gruplar oluşmuştur. 2- Evet, vahiy merkezli hareketlerin yerine beşer merkezli hareket ve gurupların oluşturduğu mezhepler sonrasında din halini alarak, kendi dışındaki mezhep ve meşrepleri tekfir etmiştir. Tekfir ettiği mezhep, meşrep veya kişileri, bu sayede ortadan kaldırmanın anahtarını ele geçirmiştir. 3- Tabi Müslümanların mezhep ve\veya cemaatlerini din haline dönüştürmelerinin başka bir nedeni de ‘akıl’ denen önemli bir etkeni hayatlarının dışına çıkararak öldürmeleridir. Akıl dışarıda tutulunca duygu ve hisler bu boşluğu çok rahat doldurmuştur. Akıl ve vahyin paralel götürülmediği ve tamamen duygular ile hareket edildiği zaman, bugünkü güç dengesizliği\adaletsizliği ortaya çıkmıştır. Bugün fenni ve felsefi ilimlerin yanında teknolojik olarak batıya mahkûm olunmanın temelinde de bu tespit yatmaktadır. Batının modern ve çağdaş bir teknolojiye sahip olmasının altında ‘akıl’ denen olgunun nasıl (en iyi) bir şekilde kullanıldığını göstermektedir. 4- Batı, amacı uğruna (kültür, inanç, ırk ve yaşam şekillerinin farklılığına rağmen) bir olarak ‘’ümmet’’ olmayı başarabilmiştir. Buna en güzel örneğini AB ve ABD oluştururken, İslam ümmeti ise tek Allah’a, peygamber ve kitaba inanarak bir buçuk milyarlık bir ‘inanç ailesi’ oluşturmayı başarabilmiştir. Lakin Müslüman halklar bu başarılarının yanında, nasıl hiziplere ayrılabileceğini, ötekileştirmeyi, tekfir etmeyi ve birbirlerini nasıl daha iyi öldürdüklerini de tüm dünyaya maalesef ispatlamayı da başarabilmişlerdir. 5- Zamanla kendi mezhep, meşrep, cemaat ve liderlerinin üstünlüğünü ispatlama yarışına giren Müslümanlar bu yarışın sonunda ölüm, kan ve gözyaşından başkası kar olmamıştır. 6- Müslümanların bu hal ve yaşayış içerisinde olmalarının başka bir nedeni, sorgulanmadan ve vahye dayanmadan alınan ‘mevzu’ hadislerin’ kesin bir nas’ olarak kabul edilmesidir. Yazılan bu tespitler, bu büyük sorunun sadece birkaç maddesini oluşturmaktadır. Ümmet, bu (acınacak) halinden kurtulmanın yegâne çaresi şimdiye kadar bize gelen (ata) dininin (uyduruk) hocaların, şeyhlerin, imamların ellerinden kurtarmaktır. Bunun için çok okumalı, araştırmalar yapıp kafa yormalıyız. ‘Mihenk taşı’ görevini gören Kuran ile içli dışlı olmalıyız. İslam ülkeleri kendi diyanet işlerinden sorumlu kurumlarını ihya ederek, yenileyerek başlatmalıdır. Bilinçli öldürülen ‘aklı’ diriltmenin yollarını aramalıyız. Unutulmamalıdır ki, Allah kuran da iki şeyi ‘pislik’ eş değer tutar. Bunlardan biri şirk koşan müşrikler, bir diğeri de aklını kullanmayanlardır.
Copyright © 2014. Tüm Hakları saklıdır. Van İsraDer
Webmaster EchoV2